İletişim
Kurumsal Koçluk Eğitim Danışmanlık

Şirketlerde ''Sağlık Kültürü''

Anasayfa  /   Haberler & Duyurular  /   Şirketlerde ''Sağlık Kültürü''

Stanford Universiy’de Organizasyonal Davranış Profesörü Jeffrey Pfeffer, “The overlooked essentials of employee well-being” makalesinde işyeri stresinin her zamankinden daha yüksek fiziksel ve psikolojik zarara yol açtığını söylüyor. Pfeffer’a göre bu durum ofiste verimliliği olumsuz yönde etkiliyor, istifa oranlarını artırıyor ve ABD işverenlerine sağlık hizmeti maliyetlerinde her yıl yaklaşık 200 milyar dolara mal oluyor. Bu verileri göz önünde bulundurduğumuzda hem insani anlamda hem de yaptığımız işin sürekliliğini sağlamak için özellikle günümüz zorlu şehir hayatı koşullarında çalışanlarımızın sağlığı öncelikli konulardan biri olmalı.

“Sağlık kültürü” konusuna girmeden önce bu kavramın içeriğine bakalım.

Sağlık Kültürü Ne Demek?    

Hastalık ve düşkünlükten uzak fiziksel, ruhsal, sosyal refah içinde yaşamını sürdürme hali sağlık kültürünün önemli unsurlarını oluşturuyor. Bu kavramları özümseyen kurumlar çalışanlarının duygusal, fiziksel ve ruhsal durumlarını kurallara uygun şekilde ve yakından takip edebilir ve bu sayede yüksek performans göstermelerini sağlayabilir. Amerika’da bulunan Robert Wood Johnson Foundation, kurumsal sağlık kültürünü “insanların iş yerlerinde sağlıklı seçimler yapabilecekleri olanaklara sahip olabilmeleri” olarak tanımlıyor. İlk bakışta sağlık denilince sanki konu sadece bu sektördeki şirket ve çalışanları (hastane, doktorlar, ilaç şirketleri) ilgilendiriyor gibi gelebilir. Hatta bazı okuyucular konuyu doktor ve hastanelere bağlayacağımı düşünebilirler, ancak öyle olmayacak. Hangi sektörde faaliyet gösterirse göstersin tüm şirketlerin doğrudan ya da dolaylı olarak sağlık ile ilgili etki ve sorumlulukları mevcut. Özellikle ortağı olduğum PwC Türkiye gibi çok sayıda ve üniversite sonrası her yaştan çalışanınız varsa bu durumda etki alanınız çalışanlar, aileleri ve sosyal çevrelerini de içine kattığınızda daha da genişliyor. Bu etkinin nasıl olduğuna değineceğim.

Sağlık Kültürü Oluşturmak

Konuya bilimsel yaklaşmadan önce biraz gerçek hayattan örnek vermek istiyorum. Çalışma hayatımın ilk 16 yılını “çalışan” olarak geçirdim. Yani benden daha deneyimli kişilerin gözetim ve yönlendirmesi altındaydım. İlk iş yerim, üniversitede okurken üç yıl boyunca yarı zamanlı olarak çalıştığım Cağaloğlu’nda bir gazeteydi. Bulunduğumuz bina aslında ofis olarak kullanılmak üzere inşa edilmemişti. Şanslı olduğumu söyledikleri bir konumda olan ve yeni ayrılan birinin cam kenarındaki masası verildi. Masam, sol çaprazımda 10 kişinin daha masasının olduğu küçük bir salona, sağ çaprazımda da tuvaletin kapısına bakıyordu. Oturduğumda arkamda kalan camdan baktığımda yaklaşık beş metre ilerideki binanın damını görüyordum. Yer iyiydi, zira tuvalet kapısına yakınlığı nedeniyle kısa zamanda pek çok kişi ile tanışır, selamlaşır oldum. Malum gazetedeyiz, hızlı adımlarla ilerleyen birileri olduğunda yerdeki halından kalkan toz çıplak gözle görülebiliyordu. Kışları kalın giyinmek elzemdi, zira arkamdaki cam tam kapanmadığından esiyordu. Yazın bu bir avantajdı. Üç kış geçirdim. 1993 Temmuz’unda üzülerek de olsa ayrıldıktan sonra duydum ki oradan taşınmışlar.

Mezun olduktan sonra, ara vermeden ikinci işime başladığımda 1993 yılı Ağustos ayıydı. PwC Türkiye’nin o zamanki yerinin kapısından içeri girdikten sonraki hislerimi hâlâ hatırlıyorum. Burası daha önce görmediğim kadar gerçek bir ofisti. Bana, birlikte aynı odada oturacağım kişi masamı, üzerinde duran iki telefonu, birlikte zaman geçirilen küçük yemek odasını, mutfağı ve tuvaleti gösterdi. Tuvaletin uzaklığı sosyalleşme deneyimlerim nedeniyle beni biraz endişelendirse de sorun olmadı.

Çalışma hayatımın başında yaşadığım bu iki uç deneyime şimdiki bilincimle dönüp baktığımda, her şeyden önce “insan” olarak değer verilmenin ne kadar önemli olduğunu çok net görebiliyorum.

Ancak artık yönetim pratiği çalışanlarını masa, telefon ve iklimlendirilmiş alanlar tahsis ederek memnun edecek zamanları geçti. Ekonomik büyüme ile şirketlerin sundukları avantajlar da gelişerek değişti. Zaman içinde eskiden lüks olarak görülen birçok unsur şimdi “olmazsa olmaz” sınıfına girdi. Hatta o kadar ki, evirilen yönetim felsefeleri çalışanların yaşam tercihlerine hitap edecek yöntemlerle onları “mutlu çalışanlar” yapmaya, şirkete olan “bağlılıklarını” artırmaya ve dolaylı bir sonuç olarak da verimlilik ve kârlılık üzerinde pozitif yönde etki bırakmayı hedefler oldu. Bu dolaylı ve kaçınılmaz sonuçtan bahsederken yakın zamanda duyduğum ‘‘Maharishi etkisi’’ kavramı geldi aklıma. Buna göre; bir toplumun sadece yüzde 1’i meditasyon yaparak güzel niyetlere odaklanırsa kalan nüfus üzerinde olumlu etki dalga dalga yayılır. Aynı durum şirketler için de geçerlidir. Her bir çalışanın mutluluğu ve şirket bağlılığı, o şirketin bütünsel başarısı açısından ayrı ayrı önemlidir.  

Buna hizmet eden yaklaşımlardan bir tanesi de şirketlerde yeni yeni görmeye başladığımız “sağlık kültürü” oluşturma çabası. “Kültür” oluşturmak zaman ve çaba gerektirir. Sağlıklı yaşamı teşvik edecek birkaç kampanya ile şirketinizde hemen bunun oluşmasını, gündelik yaşamın bir parçası, bir davranış biçimi olmasını beklemeyin. Zira bu süreç sağlam ve uzun süreli bir “liderin” varlığını gerektirir. Harvard University’de Onursal Profesör olan John P. Kotter, liderliği “diğerlerine yön veren, değişimi yönlendirip onunla başa çıkabilen kişi” olarak tanımlar. Bu tanımlamadan hareketle şirketlerde en üst düzeyde sahiplenilen sağlıklı yaşam projeleriyle, çalışanlarına da örnek olabilecek şekilde bahsedilen projelerde öğütlenen sağlıklı yaşam kavramlarını davranış biçimi haline getirmiş liderlerle sağlık kültürü oluşturmak mümkün olabilir. Peki nasıl?

İstenmeyen Koşulları Tespit Edin

Çalışma ortamında fiziki ortam, gürültü, aydınlatma, havalandırma, ortak alanların kullanımı, çalışanların bazı alışkanlıkları (tütün kullanımı) gibi birçok unsur bir araya gelir. Bunların içinde çalışanlar üzerinde negatif etki yaratanların tespit edilmesi gerekir. Tespitler yakın gözlem ya da anketler ile mümkündür. Çalışanları “duymak” ve onlara “duyulduklarını” göstermek önemlidir.

Alternatifler Oluşturun

Tespit edilen olumsuzlukların giderilmesi için aksiyon alınmalı. Özellikle kalabalık çalışma ortamlarında, açık ofislerde konsantre çalışma gerektiren işler için alanlar yaratılması, ekip çalışmaları için yer ayrılması, telefon konuşmaları için ses geçirmez bölümler oluşturulması gerekebilir. Genellikle kalabalık ofislerde yaşanan temel sıkıntılar bunlardan oluşabilir.

Yeniden düzenleme yapın

Uygulamaların sahiplenilmesi ve davranış biçimi haline dönüştürülmesi için gerekiyorsa şirket içi kurallar gözden geçirilmeli. Bu düzenlemelere liderlik edilmeli, örnek oluşturulmalıdır. Örneğin tütün kullanımını bırakmak için çeşitli yöntemler denemek isteyen ancak maddi olarak kaynak ayırmayı tercih etmeyen çalışanlar için şirketin bu hizmeti veren bir merkezle anlaşması ve bunu finansal olarak desteklemesi sağlanabilir. Diğer tarafta, bedeni ve ruhsal sağlıklarına destek olabilmek amacıyla şirkette düzenli diyetisyen ve psikolog bulunması ve bunun bir iç hizmet gibi temin edilmesi de organize edilebilir.

Eğitimlere önem verin

Çalışanların düzenli olarak ulaşılmak istenen amaca yönelik eğitimlere tabi tutulması gerekir. Stratejik olarak öncelikle çalışanlarınızda sonra da toplumda bırakmak istediğiniz etki onları gerçekten düşündüğünüzü göstermekse bu amaca yönelik aktiviteler yapmalısınız. Katılımı cazipleştirmek için öğlen yemekli çalıştaylar oldukça sık uygulanan bir örnektir. Bu çabaların yüksek katılımla sonuç vereceği açıktır. Bu nedenle katılımın artması için yine üst düzeyde sahiplenme ve bunları cazip hale getirecek organizasyonlar gerekecektir.

Cesaret vermek için örnek olun

Olmayan bir kültürü oluşturmak zordur, ancak imkansız değildir. Zaman ve çaba gerektirir. Bu nedenle en üst düzeyde örnek olmak gerekir. Cesaretlendirmek sahiplenmeyi de beraberinde getirir. Sahiplenen çalışan bunu davranış biçimi haline getirdiğinde sadece çalışma ortamında değil, bulunduğu tüm ortamlarda uygular. Yaşamdaki seçimleriyle pozitif yönde değişen çalışanlar bir süre sonra sosyal ilişkilerinde örnek oluşturmaya başlar ve bu da şirket kültürünün topluma etki etmesi şeklinde gelişir. Nihai amaca ulaşılır.

Sonuç

Şirketler “sağlık kültürü” oluşturmak için bunca çabayı ve kaynağı neden harcamalı? Bence cevabı net. Öncelikle çalışanlar “insan” olarak değer gördüğünü hisseder. Kendi değerinin farkında olan insanların çalıştığı şirketlerde olumsuzluklar ve hastalıklar azalır, verimlilik artar. Bu bir süre sonra şirketlerin mali sonuçlarını olumlu etkilemekle kalmaz, aynı zamandatüm toplumun refah seviyesinin artmasını sağlar.  

Şayet şirketler yukarıda değindiğim şekilde bir kültürel değişime ön ayak olursa, bu dalga Maharishi etkisi yaratıp, tüm topluma yayılacaktır. PwC Türkiye’nin de amacında belirttiğimiz gibi “toplumda güven oluşturmak ve önemli sorunlara çözüm bulmak” tüm kurumsal yapıların önceliği olmalıdır.

 

-Murat Çolakoğlu HBR

Beğen
Bu haber defa okundu.
0 defa beğenildi.

Son Haberler

PAZARLAMA Markaların 'Yeni Normal'e Geçiş Süreci

''Yeni normalde kazanan pazarlama karmasını elde etmek için bir yol haritası…''

KENDİNİ YÖNET Kullandığınız Tek Bir Kelime Bakış Açınızı Nasıl Değiştirir?

''Üniversitedeki güç ve kondisyon koçum Mark Watts, yaşama dair şükretmenin nasıl olduğu konusunda bana önemli bir ders verdi.''

PSİKOLOJİ Gündelik Çevremizi Özlememizin Nedenleri

''Masada duran iPhone’a bir mesaj geldi. Ashley iç çekti. Üzüntü ve stres duygularıyla başa çıkmaya çalışırken problemleri acele bir şekilde çözmesinin gerektiği üç haftanın sonunda aklına gelen ilk düşünce “Şimdiki sorun ne?” olmuştu.''

PSİKOLOJİ İletişim, Hareket, Uyku

''Dünya Sağlık Örgütü’nün 11 Mart 2020 tarihinde COVID-19 salgınını pandemi ilan etmesinden beri insanlık olağan dışı günlerden geçiyor..''

ONLINE EĞİTİM Online Eğitimin Avantajları Nelerdir?

Birçok yenilik ile tanıştığımız şu günlerde, eğitim süreçleri de değişmeye başladı. Artık online eğitim neredeyse hepimizin hayatının bir parçası.

TEKNOLOJİ Değişim Sürecinde Eğitim Sistemi

''Şu an her ne iş yapıyor olursanız olun, yaptığınız işin bir kısmı yakında otomasyona uğrayabilir veya tüm mesleğiniz ortadan kalkabilir..''

KİŞİSEL GELİŞİM Keşfetmeyi Sevenler İçin 100 İlginç Site

Karantina sürecinde sıkılan ve öğrenmeyi sevenler için 100 farklı internet sitesi...

İNOVASYON Krizde Şirketler Kendini Nasıl Koruyabilir?

''..Covid-19 salgını nedeniyle şirketler kendini başka bir öngörülemeyen krizin içinde buluyor. Peki, özel sektör bugün içinde bulunduğu durumdan nasıl bir ders çıkarmalı?..''

DUYURU Online Eğitimlerimiz

İçinde bulunduğumuz bu kritik günlerde duygusal olarak yıprandığımızı ve panik havasından kurtulamadığımızı hissediyoruz..

KRİZ YÖNETİMİ Acil Durumlarda Uzaktan Çalışma Planınız Hazır mı?

''Geçtiğimiz hafta koronavirüs (veya Covid-19) Birleşik Devletler’de nasıl, ne zaman ve nerede çalıştığımızı çok iyi etkileyebileceğini gösteren uyarılarla daha ciddi bir hal aldı..''

 

E-BÜLTEN